Neden Hep Aynı Şeyleri Yaşıyorum? Tekrarlayan Döngülerimize Yakından Bakmak
Hayatımızda bazı şeylerin tekrar tekrar yaşandığını fark ettiğimiz zamanlar olabilir. Farklı insanlar, farklı ilişkiler, farklı ortamlar… Ama nedense kendimizi yine benzer duyguların içinde buluruz.
Hep anlaşılmadığımızı hissetmek, sınır koymakta zorlanmak, başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarımızın önüne koymak, bir ilişkide sürekli aynı tartışmaları yaşamak, kendimizi eleştirmek ya da bir türlü değiştirmek istediğimiz bir davranışı değiştirememek…
Bir noktada kendimize şu soruyu sorabiliriz: “Neden hep aynı şeyleri yaşıyorum?” Bu soru çoğu zaman kendimizi suçlamaya götürse de aslında başka bir yere bakmamız için önemli bir fırsat olabilir. Çünkü tekrar eden davranışlarımızın ve ilişkilerimizin arkasında, farkında olmadığımız bazı düşünce ve inanç kalıpları bulunabilir.
Tekrarlayan döngülerin arkasında ne olabilir?
Bazen hayatımızda tekrar eden durumların yalnızca “yanlış insanları seçmek” ya da “şanssızlık” ile açıklanamayacağını fark ederiz.
Çocukluk ve ergenlik döneminde yaşadığımız deneyimler, ilişkilerimiz, karşılanmayan ihtiyaçlarımız ve bize öğretilen bazı düşünce kalıpları; kendimiz, diğer insanlar ve dünya hakkında bazı temel inançlar geliştirmemize neden olabilir. Şema kavramı, bu tür derin ve süreklilik gösteren düşünce-duygu kalıplarını anlamamız için kullanılan kavramlardan biridir.
Örneğin bir çocuk ihtiyaç duyduğu zamanlarda yeterince görülmediğini, anlaşılmadığını veya duygularının önemsenmediğini sık sık deneyimlediyse ilerleyen yıllarda “İhtiyaçlarım önemli değil.”, “Kimse beni gerçekten anlamaz.” gibi bir inanç geliştirebilir. Başka bir kişi ise hata yaptığında yoğun biçimde eleştirildiyse zamanla “Yeterince iyi değilim.” ya da “Hata yaparsam kabul edilmem.” şeklinde bir temel inanca sahip olabilir.
Bu inançlar yetişkinlikte her zaman açıkça karşımıza çıkmaz. Bazen yalnızca belirli durumlarda tetiklenir. Örneğin partnerimizin mesajımıza geç cevap vermesi, bizim için yalnızca “geç cevap verilen bir mesaj” olabilir. Fakat terk edilme veya değersizlikle ilgili bir şeması olan biri için aynı durum çok daha güçlü bir duygusal tepkiye yol açabilir.
“Zihin bir anda şu noktaya gidebilir: ‘Benden uzaklaşıyor.’, ‘Artık beni istemiyor.’, ‘Yine yalnız kalacağım.’ Bunun sonucunda kişi yoğun kaygı yaşayabilir, sürekli mesaj atabilir, karşı tarafı kontrol etmeye çalışabilir veya tam tersine incinmemek için ilişkiden tamamen uzaklaşabilir.”
Şema, yaşadığımız her şeyi açıklayan tek bir neden değildir
Burada önemli bir noktayı ayırmak gerekir: Yaşadığımız her problemi çocukluk deneyimlerimize bağlamak doğru değildir.
Şemalar, kişinin yaşam deneyimleriyle birlikte şekillenebilen ve zaman içinde değişebilen kalıplardır. Ayrıca aynı deneyimi yaşayan iki kişi aynı şemayı geliştirmek zorunda değildir. Dolayısıyla amaç geçmişte “suçlu” aramak değil; bugün yaşadığımız deneyimlerin bizde nasıl anlam kazandığını fark etmektir.
Asıl önemli soru bazen “Geçmişte ne oldu?” kadar, “Bugün yaşadığım bir durum bende neden bu kadar güçlü bir karşılık buluyor?” sorusudur.
Tanıdık olanı tekrar seçebiliriz
İnsan zihni her zaman bize iyi geleni değil, bazen bize tanıdık geleni seçebilir.
Örneğin çocukluğundan itibaren sevgiyi kazanmak için sürekli uyum sağlaması gerektiğini öğrenen bir kişi, yetişkinlikte kendi ihtiyaçlarını geri plana atan ilişkileri daha tanıdık bulabilir. Değersizlik duygusuyla büyüyen biri, kendisini gerçekten önemseyen birinin ilgisini kabul etmekte zorlanırken; eleştirel veya mesafeli birinin davranışlarını daha tanıdık bulabilir.
Bu, kişinin bilinçli olarak “bana kötü davranan insanları seçeyim” demesi değildir. Çoğu zaman süreç çok daha otomatik işler. Tanıdık olan, sağlıklı olmasa bile zihne daha öngörülebilir gelebilir. Bu nedenle bazı insanlar farklı kişilerle birlikte olsalar bile kendilerini benzer ilişkilerin içinde bulabilirler.
Döngü nasıl oluşur?
Tekrarlayan döngüyü anlamak için basitçe şöyle düşünebiliriz:
- Bir durum yaşanır: Partnerimiz bize karşı mesafeli davranır.
- İnanç tetiklenir: “Beni istemiyor.” düşüncesi ortaya çıkar.
- Duygu oluşur: Kaygı ve değersizlik hissederiz.
- Otomatik davranış: Sürekli güvence istemeye veya karşı tarafı kontrol etmeye başlarız.
- Sonuç: Partnerimiz bu baskıdan uzaklaşabilir ve “Gördün mü, insanlar sonunda beni terk ediyor.” inancı güçlenebilir.
Buradaki mesele yalnızca partnerin davranışı değildir. Kişinin o davranışa verdiği anlam ve sonrasında yaptığı şeyler de döngünün nasıl ilerleyeceğini etkiler.
“Ben neden böyleyim?” yerine “Bende ne tetikleniyor?”
Tekrarlayan bir döngüyü fark ettiğimizde kendimize karşı oldukça sert olabiliriz: “Ben neden hep böyle davranıyorum?”, “Neden yine aynı hatayı yaptım?”, “Bunu bile bile neden kendimi durduramıyorum?”
Oysa kendimizi suçlamak yerine biraz merakla yaklaşmak daha işlevsel olabilir:
- “Şu anda bende ne tetiklendi?”
- “Bu durum bana ne hissettirdi?”
- “Aklımdan hangi düşünce geçti?”
- “Bu düşünce bana tanıdık geliyor mu?”
- “Şu anda verdiğim tepki gerçekten bugünkü durumla mı ilgili, yoksa daha eski bir deneyimin duygusu da buna eşlik ediyor olabilir mi?”
Bu sorular, otomatik olarak yaşadığımız bir döngüyü görünür hale getirebilir.
Şemayı fark etmek, “ben böyleyim” demek değildir
Bir şemaya sahip olduğumuzu fark etmek, kendimizi bir etiketin içine koymak anlamına gelmez. “Ben terk edilme şemasına sahibim, o yüzden ilişkilerim hep böyle olacak.” demek yerine, “Terk edilme ile ilgili bir hassasiyetim olduğunu fark ediyorum ve bu hassasiyet bazı durumlarda davranışlarımı etkiliyor.” diyebilmek çok daha farklı bir noktadır.
Çünkü fark ettiğimiz bir döngü üzerinde çalışabiliriz. Geçmişte öğrendiğimiz bazı kalıplar bugün otomatik olarak devreye girebilir. Ancak otomatikleşmiş olmaları değiştirilemeyecekleri anlamına gelmez.
Döngüyü değiştirmek önce onu fark etmekle başlar
Hayatımızda tekrar eden bir döngüyü fark ettiğimizde geçmişi değiştiremeyiz. Ancak bugün o döngüye nasıl karşılık vereceğimizi yeniden değerlendirebiliriz.
Belki daha önce sustuğumuz bir yerde kendimizi ifade etmeyi, belki otomatik olarak “evet” dediğimiz bir durumda kendi ihtiyacımızı düşünmeyi, belki bir ilişkide terk edilme korkusuyla verdiğimiz tepkiyi fark edip biraz durmayı, belki de kendimizi yetersiz hissettiğimiz bir anda zihnimizin söylediği her şeyi gerçek kabul etmemeyi öğrenebiliriz. Değişim çoğu zaman büyük ve ani bir kararla gerçekleşmez; daha önce otomatik olarak verdiğimiz tepki ile yeni bir tepki arasındaki o kısa mesafeyi fark etmekle başlar.
“Hayatımda tekrar eden bu döngü bana ne anlatmaya çalışıyor?”
Kendimizi yargılamadan, acele etmeden ve cevapları hemen bulmak zorunda hissetmeden bu soruya bakmak; kendimizle kurduğumuz ilişkinin değişmeye başladığı önemli bir nokta olabilir.
Döngülerinizi Birlikte Keşfedin
Hayatınızda tekrar eden kalıpları fark etmek, anlamlandırmak ve bu döngülere yeni bir pencereden bakmak isterseniz profesyonel psikolojik danışmanlık süreci için iletişime geçebilirsiniz.